Bu rapor, Doğa Araştırmaları Derneği tarafından Avrupa Birliğinin maddi desteğiyle yürütülen Doğaya Güç Kat Projesinin ‘Doğa Danış Birimi’ için hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla yazarların sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüş ve tutumunu yansıtmak zorunda değildir.Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Herkese merhaba; Bültenimizin yeni sayısıyla sizler ile yeniden birlikteyiz. Bu sayımızı biraz gecikmeli olarak yayımlıyoruz. Son bültenimizden bu yana doğa koruma alanında gerek uluslararası camiada gerekse ulusalda, sivil toplum alanında pek çok konu vardı. 22 Mayıs’da Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü “biyoçeşitliliği yeniden inşa et” temasıyla kutlandı. 5 Haziran Dünya Çevre Gününün bu yıl
Akdeniz Tatlı Su Ekosistemleri İçin Donörler Girişimi (DIMFE) desteği ile başlattığımız “Balıkdamı Sulak Alanı’nda Doğa Temelli Çözümlerle Herkes İçin Sürdürülebilir Su” Projesi kapsamında Doğaya Güç Kat Ağı Yürütme Kurulu 30 Temmuz tarihinde Balıkdamı Sulak Alanı’nda arazi gezisi yaptı. İklim değişikliğinden en fazla etkilenen habitatlardan olan sulak alanlarıma iyi bir örnek olan
Biyoçeşitlilik nedir? Biyoçeşitlilik terimi, tek hücreli bakterilerden hektarlarca uzanan ormanlara kadar dünyamız üzerinde mevcut tüm canlı formlarını kapsar. Bütün bu canlılık birbirine tutunmuş şekilde bir ağ içerisinde var olur. İnsan odaklı bakınca önemini göremediğimiz bazı parçaları bu ağdan çektiğimizde ise tüm yapının sağlamlığının bozulduğunu, yavaş yavaş üzerimize çöktüğünü görürüz. “Biyoçeşitlilik kaybı”
“Güçlü sivil toplum etkin doğa koruma” sloganıyla yola çıkan Doğaya Güç Kat Ağı’nın 7-8 Ekim tarihlerinde gerçekleşen Genel Kurulu’nda yapılan seçim ile Ağı’n Yürütme Kurulu yeniden belirlendi. Yapılan seçimin sonucuna göre Yürütme Kurulu asil üyeleri şu şekilde sıralanıyor; Doğu Akdeniz Bölgesi: Figen Ant Mezopotamya Bölgesi: Ali Kalçık/Lezgin Yalçın Has Karadeniz Bölgesi: Tuğba Yazıcı Güney Marmara
Doğaya Güç Kat Projesinin Haziran 2021’de yayınlanan ve sulak alanları odağına alan “Geleceğimiz İçin Sulak Alanları Birlikte Savunalım” başlıklı üçüncü bültenine buradan ulaşabilirsiniz.
Türkiye birkaç on yıl içinde “su fakiri” statüsünde bir ülke olacak. Uzmanlar uzun süredir var olan tehlikeye dikkat çekseler de “yetkililerin” gözü kulağı kapalı. Üstelik sadece görmemekle duymamakla da kalmıyorlar…
- 1
- 2






