Doğaya Güç Kat

Doğaya Güç Kat Ağı’nın 9’uncu Yürütme Kurulu toplantısı gerçekleştirildi

“Güçlü sivil toplum etkin doğa koruma” sloganıyla yola çıkan Doğaya Güç Kat Ağı Yürütme Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı kentlerinde çevre ve doğa koruma alanında çalışan 65 sivil toplum kuruluşunun 2021 yılında bir araya gelerek kurduğu Doğaya Güç Kat Ağı’nın 9’uncu Yürütme Kurulu toplantısı yüz yüze gerçekleştirildi. Her bölgenin temsilcisinin katıldığı

Ağımız üyelerinden Deniz Memeleri Araştırma Derneği’nden Efe İstipliler’in “Kaşalot Balinaları” ile ilgili yaptıkları çalışmalara dair yazısını üyelerimize sunuyoruz.

Son zamanlarda hepimizin önüne “Akdeniz’de balina” haberleri düşmüştür. Özellikle haziran ayı boyunca ülkemizin gündemi meşgul eden bu haberler vatandaşlarımız için oldukça ilgi çekici, merak uyandırıcı idi. Sürekli olarak belgesellerde gördükleri bu balinaların canlısıyla “evlerinin” önünde karşılaşıyorlardı. Evet Kaşalot balinaları Akdeniz’deydi. Birçok insan için şaşırtıcı olsa da Kaşalot

Doğaya Güç Kat Ağı Basın Duyurusu

Ormanlarımız; toprağımızın, suyumuzun, havamızın kısacası geleceğimizin garantisi! Bu nedenledir ki Anayasamızın 169’uncu maddesinin 2’nci fıkrası ile Devlet ormanlarının mülkiyetinin devrolunamayacağı, devlet ormanlarının devletçe yönetileceği ve işletileceği; ormanların zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceği ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükme rağmen Orman Kanunu’nun 16, 17, 18 maddelerin

DGK

Birlikte, Doğa İçin Elele

Etkin bir doğa korumanın ancak güçlü bir sivil toplumla olacağı savunusuyla, Türkiye’de yerel STK’ların koruma süreçlerine aktif katılımları ve bu yönde kapasitelerinin geliştirilmesi için harekete geçiyoruz.

Doğaya Güç Kat

Doğaya Güç Kat Yola Çıktı

Yerel sivil toplum örgütlerinin arasındaki iletişimi ve iş birliği çalışmalarını artırarak demokratik katılım süreçlerini güçlendirmeyi hedefleyen Doğaya Güç Kat Projesi başladı.

Neden Doğaya Güç Kat?

Doğaya Güç Kat Projesi, Türkiye’de doğa koruma alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) karar süreçlerinde yer almaması ve karar süreçlerini yeterince etkileyememesi üzerine kurgulandı.