Doğaya Güç Kat Röportajları: Ahmet Murat Akoy

doğaya güç kat

Bugün Kaş Çevre ve Kültür Derneği’nin başkanı Ahmet Murat Akoy ile derneklerinin hikayesini, mücadelelerini ve gelecek hedeflerini konuştuk. Kaş’ın hem doğasını hem kültürünü koruma çabalarını kendisinden dinledik.

1. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Dernekle nasıl tanıştınız ve buradaki rolünüz nedir?

İsmim Ahmet Murat Akoy, Adapazarlıyım. Kafkasya göçmeni bir ailenin 3. jenerasyon çocuğuyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Adapazarı’nda tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü’nü kazanarak İstanbul’a geçtim. 2000 yılından itibaren çalışmaya başladım. 9 yıllık kurumsal hayatın ardından önce köyüme, ardından da Kaş’a geldim. Burada perakende tekstil üzerine küçük esnaflık yapıyorum…

2018 yılında Kaş Turizmi Tanıtma Derneği’nin yönetim kurulu üyesi ve saymanı oldum; böylelikle sivil toplum kuruluşu deneyimim başladı. Daha önce dans gruplarında yer almıştım ama savunuculuk odaklı bir dernekte bulunmamıştım. 2018’de Kaş Turizmi Tanıtma Derneği’nde dernekçiliğe başladım. İki yıllık saymanlığın ardından yönetim kurulu değişti ve 2022 yılında kendi derneğimiz olan Kaş Çevre ve Kültür Derneği’ni kurduk. Şu anda bu derneğin yönetim kurulu başkanlığını yürütüyorum.

2. Derneğinizin kuruluş hikayesini ve misyonunu bizimle paylaşır mısınız?

2015 yılında Kaş imar planları yapıldı ve bu planlar, Kaş’ın Bodrum veya Marmaris gibi hızlı bir şekilde yapılaşacağını öngörüyordu. Bu nedenle büyüklerimiz dava açtı ve uzun süren 5 yıllık mücadele sonucunda 2020 yılında davalar kazanıldı. Planlar üç defa askıya çıktı ve üç farklı bilirkişi raporu ile davalar lehimize sonuçlandı.

Ancak, yönetim kurulu değişince ve planları sürdürecek ekip görevden ayrılınca, 2022’de iptal edilmiş planlar tekrar askıya çıktığında yeni bir dernek kurma ihtiyacı doğdu. Planlar, Kaş’ın en değerli bölgelerini imara açıyor ve nüfus projeksiyonları gerçeğin çok üzerinde, örneğin 2025 için merkez nüfusu 11.000 iken plan 38.200 olarak öngörülmüştü. Kaş geneli için 160.000 kişilik bir plan yapılmıştı.

Dernek, bu tür çevresel ve yapılaşma projelerine karşı mücadele ediyor; mermer ocakları, orman parkları, Bucak denizindeki kirlilik ve Finike-Demre-Kaş otoyolu gibi projelerin karşısında duruyor. Bir yandan çevre davaları ile Kaş coğrafyasını korumaya çalışıyor, diğer yandan da kültür sanat faaliyetleri yürütüyor.

Kaş Tiyatro Günleri bunun önemli bir örneği. Küçük bir yer olan Kaş’ta gençlerin kültürel etkinliklere katılımı sınırlı olduğu için, dernek 89 esnafın desteğiyle tiyatro günlerini ücretsiz olarak düzenliyor. Etkinlikler hem antik tiyatroda hem de kamusal alanlarda gerçekleştiriliyor. Derneğin bugüne kadar yürüttüğü faaliyetler bu iki temel eksen üzerinde şekilleniyor: çevre koruma ve kültür-sanat etkinlikleri.

3. Derneğiniz hangi konulara odaklanıyor ve faaliyetlerinizi nasıl yürütüyorsunuz?

Dernek faaliyetlerini tamamen gönüllülük esasıyla yürütüyor. Hem çevre koruma hem de kültür-sanat alanında çalışmalar yapılıyor. Kaş Tiyatro Günleri bunun en somut örneği: Başlangıçta 6-7 kişiyle yola çıkılan etkinlik, 3. yılında 30 kişilik gönüllü ekibe ulaştı. Artık Antalya Akdeniz Üniversitesi’nden akademisyenler ve tiyatro öğrencileri de etkinliklerde görev alıyor. 3. edisyonunda, Sivil Düşün’den destek alarak antik tiyatro alanından çıkarak Kaş’ın kamusal alanlarına yayıldı ve köylerde ilk kez tiyatro gösterileri gerçekleştirildi. Tüm bu faaliyetler, dernek üyelerinin kendi zamanlarını ayırarak ve gönüllü olarak katkıda bulunmasıyla yürütülüyor.

4. Şu an yürüttüğünüz en önemli projeler neler? Hangi bölgelerde ve hangi hedeflerle çalışıyorsunuz?

Derneğin çevre alanındaki en önemli projeleri üç ana başlıkta toplanıyor:

İmar Planları Mücadelesi: Kamu yararı taşımayan, özel kişilere rant sağlayan imar planlarının Kaş coğrafyasına zarar verecek yönleriyle ilgili mücadele ediyorlar. Bu planlar, tarım alanlarını, ormanlık alanları ve kültürel mirası tehdit ediyor. Dernek, bu planların iptali için hukuki süreçleri yürütüyor.

Finike-Demre-Kaş-Kalkan Yolu: Mevcut yolların iyileştirilebilecekken yeni bir 4 şeritli yol projesi planlanmış durumda. Proje, toplam 3.210 dönümlük alanı tahrip edecek; bunun içinde 1.180 dönüm tarım arazisi, 570 dönüm orman, 440 dönüm zeytinlik ve 950 dönüm makilik alan bulunuyor. Yol, Kaş’ın 17 köyünden geçiyor ve dokuz doğal/arkeolojik özel koruma alanını etkiliyor (Kaputaş 1. derece doğal sit alanı, Likya orkidesi, Sürmeli Çiğdemi, Kaputaş andız otu gibi endemik türler). Dernek, mevcut yolların iyileştirilmesini ve bu projenin iptal edilmesini talep ediyor. Bu mücadelede diğer STK’lar ve 132 vatandaşla birlikte hareket ediyor.

Kaş Körfezi Kirliliği: Bölgede ciddi kirlilik yaşanıyor ve deniz ekosistemi tehdit altında. Su örnekleri alınarak atık su arıtma tesislerinin kısa vadede iyileştirilmesi ve orta vadede taşınması için çalışmalar yürütülüyor. Ayrıca, küresel ısınmanın etkisiyle istilacı türlerin bölgeye yerleşmesi ve ekosistemde değişime sebep olmasıyla mücadele ediliyor.

Diğer yandan, kültür-sanatta Kaş Tiyatro Günleri devam ediyor. Başlangıçta 3 oyun ve 12 tiyatro temsilcisiyle başlayan etkinlik, 3 yılda yaklaşık 15 performans ve 65 tiyatro emekçisine ulaşarak büyük bir organizasyona dönüştü.

5. Gerçekleştirdiğiniz projelerden sizi en çok gururlandıran birini anlatabilir misiniz?

Dernek için gurur kaynağı olan projelerin başında Marina ve çevresindeki mücadeleler geliyor. Kaş’taki Setur Marina projesi üç kez iptal edilmiş, ancak daha sonra Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü kez onaylanmıştı. Marina, büyük bir konaklama birimi ve %50 iskele kapasitesi artırımıyla ciddi yapılaşma ve silüet kaybı yaratacaktı.

Dernek, Antalya’da parti temsilciliklerini, odaları ve sendikaları bilgilendirerek protestolar organize etti. Meclis görüşmelerinde basın ve halk katılımıyla yapılan eylemler sayesinde, Gazipaşa’daki tarım arazilerinin turizm alanına dönüştürülmesi ayrı bir madde olarak oylandı ve ilk seferinde geçmedi; ikinci oylamada ise kabul edilmek zorunda kalındı. Bu, eylemli mücadelenin etkisini gösterdi.

Ayrıca, mermer ocakları ve yol projeleri gibi çevresel mücadelelerde de başarı sağlandı:

Ahatlı’da 620 dönümlük orman kesilmedi.

Çamlıova’da 1.000 dönümlük asırlık sedir ve ardıç ağaçları korundu.

Gökçeyazı’daki ormanlık alanlar güvence altına alındı.

Finike-Demre-Kaş-Kalkan yolu projesi 8 yıldır durdurulabiliyor.

Kültür-sanatta da Kaş Tiyatro Günleri başarıyla devam ediyor; halk ücretsiz oyunlarla buluşuyor, Afife Jale ödüllü oyunlar sergileniyor.

Dernek, her küçük ve büyük girişimin devamlılığının önemine inanıyor ve çevre ile kültür alanındaki çalışmaları sürdürüyor. Orman parkları ve Patara’da çalışmalar devam ediyor, hukukla ve savunuculukla Kaş coğrafyasını korumaya devam ediyor.

6. Yerel halk, belediyeler veya diğer sivil toplum kuruluşları ile nasıl iş birlikleri geliştiriyorsunuz?

Dernek, savunuculuk ve eğitim faaliyetlerinde diğer STK’larla iş birliği yapıyor. Daha önce Doğal Hayatı Koruma Vakfı (TEMA), Doğa Derneği, Kültür Rotaları Derneği, Toroçder gibi kuruluşlarla ortak çalışmalar yürütüldü. Ayrıca Antalya Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası ile de davalara müdahil olundu.

Kaş Tiyatro Günleri kapsamında ise Antalya İl Kültür Müdürlüğü ve Kaş Belediyesi ile ortak çalışılıyor, fonlar takip ediliyor. Daha önce Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Kaş Belediyesi ile Likya kültürel mirasını gençler arasında yaymaya yönelik bir fon başvurusu yapılmış, bu proje gerçekleşmiş olsaydı belediyelerle ortak bir çalışma yürütülecekti.

Belediye destekleri sınırlı olsa da, dernek yerel iş birliklerini güçlendirmeye ve projelerini sürdürülebilir kılmaya devam ediyor. Özellikle siyasi engellere rağmen faaliyetler devam ettiriliyor.

7. Derneğinizin faaliyet gösterdiği bölgede doğa koruma açısından en büyük zorluklar nelerdir?

Bölgedeki en büyük zorluk, yerel halkın mücadeleye dahil edilmesinin güçlüğü. Halk, bozulan adalet, hukuk ve ekonomik düzen nedeniyle çoğu zaman kendi yaşamını idame ettirmek dışında başka bir meseleye müdahil olamıyor. Kendi arazilerine doğrudan bir müdahale olmadıkça, çoğu kişi hak arama sürecine katılmak istemiyor.

Diğer bir zorluk, bölgedeki yoğun yapılaşma ve ruhsatlı mermer ocakları, kırma-eleme tesisleri, taş ocakları ve orman parkları nedeniyle doğanın korunması için gerekli davaların çoğalması. Bu durum, yerel desteği toplamakta ve mücadeleyi sürdürmekte güçlük yaratıyor.

Dernek için çözüm, doğru bilgilendirme, sosyal medyanın etkin kullanımı, halk ve muhtarlarla doğrudan iletişim ve hukuki süreçlerde hak aramak olarak öne çıkıyor. Bu zorluklara rağmen süreçler başarıyla ilerliyor.

8. Son yıllarda bölgenizde çevre ve doğa konusunda olumlu gelişmeler yaşandı mı?

Evet, önemli gelişmeler oldu. Mermer ocakları ve kırma-eleme tesisleri; Çamlıova, Ahatlı ve Gökçeyazı’da açılamadı. 2017’den beri planlanan bölünmüş yol projesi, açtıkları davalar sayesinde ÇED süreciyle denetlenmeye başladı ve halen dava süreci devam ediyor. Bu sayede coğrafyada büyük bir tahribatın önüne geçildi.

Ayrıca, kültür ve sanat alanında Kaş Tiyatro Günleri ile 18.000 kişi ücretsiz tiyatro oyunlarıyla buluşturuldu; bu etkinlikler yalnızca Kaş’ı değil, çevre illerden gelen insanları da kapsıyor. Hem çevre mücadelesi hem kültürel faaliyetler sayesinde STK’lar ve yerel yönetimle bağlar güçlendi.

9. Doğaya Güç Kat Ağı’na dahil olmanızın derneğiniz için katkıları neler oldu?  

Bu ağ sayesinde, aynı sorunlarla uğraşan yerel derneklerin deneyimlerini ve mücadele yöntemlerini öğrenebiliyoruz. Birbirimizin sesini duyup, bu sesleri ulusal ölçekte duyurma imkânı sağlıyoruz. Dernekler arasında karşılıklı destek artıyor ve yerelde yaşanan kayıpların hızlı şekilde ulusal farkındalığa dönüşmesini sağlıyor. Doğaya Güç Kat Ağı, adeta katalizör görevi görerek yerel mücadeleleri güçlendiriyor.

10. Ağın doğa koruma mücadelesine etkisi nedir?

Doğaya Güç Kat Ağı, derneklerin birbirinden cesaret almasını sağlıyor. Ağda yer alan 70’in üzerindeki çevre savunuculuğu yapan STK, hukuksuz ve zor bir ortamda bile kazanımlar elde edilebileceğini görüyor. Bu gözlem, mücadele azmini artırıyor ve doğa koruma hareketinin güçlenmesine katkı sağlıyor.

11. Ağ içindeki diğer derneklerle iş birliği içinde yürüttüğünüz projeler veya çalışmalar var mı?

Şu anda Doğaya Güç Kat Ağı içinde birlikte yürüttüğümüz somut bir proje bulunmuyor. Örneğin Finike-Demre-Kaş-Kalkan otoyolu davası için ağdaki STK’lara destek çağrısında bulunduk; ancak beklediğimiz geri dönüşleri alamadık. Bu aslında ağın zayıf noktalarından biri: Türkiye’nin birçok yerinden çevre felaketi haberleri sürekli gündeme geliyor, bu da STK’larda zamanla bir kanıksama ve edilgenlik yaratıyor.

Bizce Doğaya Güç Kat Ağı, aynı konuda çalışan STK’ları tespit edip bir araya getirmeli, hangi davalarda kimlerin destek olabileceğini organize etmeli ve bu dayanışmayı somutlaştırmalı. Örneğin bilirkişi raporları ve dava süreçleri ciddi maliyet gerektiriyor; bu yükü tek başına bir derneğin üstlenmesi zor. Eğer ağ, ihtiyaçların açıkça paylaşıldığı ve kaynakların ortaklaşa kullanılabildiği bir platform haline gelebilirse, yerel mücadeleler çok daha etkin ve sürdürülebilir olur.

12. Önümüzdeki dönem için dernek olarak hedefleriniz nelerdir?

Derneğin sürdürülebilirliğini ve proje üretme kapasitesini artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında. Bu kapsamda:

Maaşlı bir fon sorumlusu oluşturmak: Yani sadece fon araştıran, proje ve destek başvurularını yazıp takip eden bir çalışanımızın olması.

Yönetim kurulunu kurumsallaştırmak ve büyütmek: Derneğin yaptığı işleri daha etkin bir şekilde anlatabilmek, sosyal medya ve iletişim faaliyetlerini güçlendirerek daha geniş kitlelere ulaşmak.

STK ve fon ilişkilerini güçlendirmek: Yerelde ve ulusal düzeyde iş birliklerini artırmak ve derneğin kaynaklarını çoğaltmak.

Bu adımlar sayesinde hem derneğin kapasitesini artırmayı hem de çevre ve kültür sanat alanındaki etkisini büyütmeyi hedefliyoruz.

13. Doğa koruma konusunda bireylere veya diğer sivil toplum kuruluşlarına vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Bu mesajı vermek gerekirse, diğer kuruluşlara şunu söyleyebilirim: Bu iş hiç kolay değil. Hepimizin ailesi var, hepimizin geçim sağladığı işler var ve önceliğimiz ailemiz ve onların iyi bir yaşantı sürmesi. Kalan zamanda yaptığımız işler bu mücadelenin alanına giriyor.

Bazen bu mücadele, ailemizin veya ticaretimizin önüne geçecek kadar yoğun bir hal alabiliyor. Çünkü ülkenin kurumları maalesef çürümüş durumda. Türkiye’nin güzide kurumları, bu güzel coğrafyayı koruması gerekirken biz bu kurumlara karşı mücadele veriyoruz. Bu süreç yıpratıcı olabilir ve iyi yönetilmesi gerekiyor.

En azından birbirini anlayan, destekleyen ve elini taşın altına koyan yönetim kurulu üyeleri olmalı. Ben tüm STK’lara önce iyi bir ekip, ardından önceliklerini ailesini ikinci planda bırakmayan bir mücadele diliyorum.

En önemli şey, vazgeçmemek, devam etme… Tekrar tekrar dava ediyoruz, iptal ettirdiğimiz şeyler tekrar karşımıza geliyor; maden ocakları da aynı şekilde. Türkiye’nin hukukunu ve adaletini kaybettiği bir düzlemde mücadele ediyoruz. Bu çok yıpratıcı bir süreç…

Ama umutsuzluğa düşmeden, yapabileceğimizi yapmaya devam etmek, ‘Ben üzerime düşeni yaptım, sonuna kadar mücadelemi verdim’ diyerek ilerlemek gerekiyor. En önemli şey bu. Görüşmek üzere.

14. Size destek olmak isteyen kişiler veya kurumlar ne yapabilir?

Destek olmak isteyen kişiler veya kurumlar için birkaç yol var. Derneğimizin web sayfasından üye olabilir, gönüllü olarak faaliyetlerimize katılabilirler. Sosyal medya hesaplarımızı takip ederek çağrılarımıza destek verebilir, sesimizi duyurmamıza yardımcı olabilirler.

Ne kadar çok olursak, o kadar güçlüyüz; bu yüzden her türlü destek bizim için değerli. Doğaya Güç Kat Ağı’nda da zaten bir birliktelik söz konusu, ve bu birlikteliğin çoğaltılması önemli.

Ayrıca, ağdaki STK’ların birbirinin faaliyetlerinden haberdar olması çok önemli. Örneğin, Antalya’daki STK’ların başkanları veya yönetim kurulları birbirlerini tanıyor ve haberleşiyor olursa, yapılan çalışmalar daha etkili hâle gelir. Bu paydaşlaşma ve iletişim, mücadelemizi güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. Teşekkür ederim.

Ahmet Murat Akoy’un anlattıkları, Kaş’ta çevre ve kültür alanında yapılan çalışmaları ve sivil toplumun gücünü gözler önüne seriyor. Derneklerinin çabaları, hem yerel halk hem de çevre için önemli bir ilham kaynağı oluyor.